İHH İnsani Yardım Vakfı
0
Bağış Yap
Takip Et
TR
TRY
Kapat
  • Biz kimiz
  • Ne yapıyoruz
  • Ne yapabilirsiniz
  • Oturum aç
Kuşlarını geride bırakmayanların şehri Halep'e yolculuk
Bekir Arslan 26.12.2016

1.jpg 

Arabam hazır. Birazdan uzun bir yolculuk başlayacak. İstanbul’dan Reyhanlı’ya belki de Halep’e uzanacak bir yolculuk. Kazlıçeşme meydanı kalabalık. Halep’e Yol Açın konvoyu için son hazırlıklar yapılıyor.

Hikâyeler daha yolculuk başlamadan, araçlar henüz hareket etmeden düşmeye başlıyor. Biri çantasını sırtlayıp elindeki büyük kâğıda “Aracınızda bir kişilik yer var mı?” yazıp arabaların yanında dolaşıyor, biri de konvoyun yola çıkacağını duyunca etraftan topladığı eşyaları araçlara yetiştirmeye çalışıyor. Koşuşturmalar büyük bir kervanın yol hazırlığı gibi. Kervan büyük, yolcular heyecanlı, dillerde sefer duaları.

Arabaya binip çalıştırıyorum, artık son kontroller. Birkaç metre önümde cebinden deste halinde para çıkartan bir abi yanıma geliyor, kapıyı açıyor. “Yanlış anlamazsan, bu benim maaşım, yakıt desteği vermek istiyorum. Ben gidemiyorum ama bari gidenlere katkım olsun arzu ediyorum.” Ne ismini söylüyor, ne fotoğrafının çekilmesini istiyor. Arabaları tek tek gezip birer miktar yakıt parası bırakıyor. Yol hikâyesi böyle başlıyor.

Konvoyda Taylandlı da var Afrikalı da

Sakarya ilk hedef. İstanbul’dan çıkana kadar konvoy sayısız kez durduruluyor, bayraklarla selamlanıyor; yoldan arabasına atlayıp en azından belli bir yere kadar uğurlamak isteyenler katıldıkça katılıyor. Halep’teki kardeşlerine nefes olmak için yola çıkan konvoy, görenlerden dualar alırcasına yavaşça ilerliyor.

Her durak yeni dostluklarla birlikte çevre illerden gelen yeni katılımcıların buluşma yeri. Spor salonu, konuşmaların ardından katılımcıların dinlenecekleri yer haline geliyor. Yer yatakları seriliyor, battaniyeler paylaşılıyor, sıcak çaylar eşliğinde yatmadan önce küçük sohbet halkaları kuruluyor. Burada Halepli de var Bangladeşli de, Taylandlı da var Afrikalı da. Herkes birbirinin yola çıkış hikâyesini merak ediyor. Konvoy yolcularından Ali ve üç arkadaşı Tayland’dan gelmiş. İnternet üzerinden konvoyun haberini alıp ülkelerinden yola çıkmışlar. Ali, özellikle Asya ülkelerinde insanların Suriye hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını, bu yolculuk vesilesiyle yaşananları ülkesinde anlatmak için konvoya katıldığını söylüyor.

İlk durağın ardından yine yola çıkma vakti. Arabaları hazırlarken Halep için yola çıktığımızı anlayan bir teyze yolda harcamamız için zorla da olsa harçlık veriyor. Yolculuğun bereketi, uğradığımız her yerde katlanarak çoğalıyor. Konvoyun ikinci gün hedefinde Ankara’dan geçip Konya’ya ulaşmak var.

8.jpg

Asıl hikâye Anadolu’da

Dışarıdaki soğuğa aldırmayıp arabaları bekleyenler, konvoyu durdurup yol kenarında sıcak çorba ve çay ikram edenler, yol güzergâhında canla başla yardım TIR’ı hazırlayanlar; Halep’e giden yolun hikâyesini biz değil Anadolu insanı yazıyor. Cebimde eve dönüş param hariç 5 lira var bunu alın diyen ve daha fazla niye bir şey yapamadım diye dizini döven bir teyzeyle karşılaşıyorum. Bu kervan duayla gidiyor teyze, sen dua et deyince ellerini kaldırıp yol açıklığı diliyor Rabbimizden.

Nelerle karşılaşmıyoruz ki yol boyunca. Yüzüğünü teslim edip bozdurun bunu götürün diyen ablalar, yardım TIR’ı tam dolmayınca marketi boşaltan mahalleliler, daha önce hiç tanımadığı onlarca insanı evinde misafir edenler. Hatay’a doğru yaklaştıkça konvoyla birlikte heyecanımız da büyüyor.

Reyhanlı’ya akşamın geç vakitlerinde ulaşıyoruz. Reyhanlı misafirhane, Anadolu insanı da misafir olmuş geliyor. Yurtlar, düğün salonları, geniş mekânlar, camiler her yer dolu artık. Gece vakti buralarda kalınacak, sabahın erken vakitlerinde sınıra doğru yürünecek. Görevimiz fotoğraflamak olduğundan gece vakti salonları, camileri dolaşıyor; konvoy katılımcılarını izliyoruz. İHH, kısa mesajla yer sıkıntısından dolayı katılımcılardan kusura bakmamalarını dilerken kimseden bu durumu şikâyet eden tek bir cümle bile duymuyorum. Herkesin gönlünde Halep’teki kardeşlerimizin daha zor durumda olduğu düşüncesi yatıyor.

Yer olmadığı için bir cami de biz açtırıp orada dinleniyoruz. Sınıra örülen duvar gözüküyor, karşı tepeler Suriye. Konakladığımız Yenişehir Camii 117 yıllık. Halepli bir kadın yaptırdığı için Halep Camii olarak da bilinirmiş. Halep için çıkılan yolda nasipte Halepli bir hayırseverin inşa ettirdiği camide uyumak da varmış.

Sabah namazına caminin imamı uyandırıyor, namazı kıldırıp duadan sonra kısa bir hoş geldiniz konuşması yapıyor. “Burada dilediğiniz kadar kalabilir, istediğiniz saatte gelip uyuyabilirsiniz. Burada olduğunuz sürece kapılar kilitlenmeyecek. İhtiyacınız olduğunda ben buradayım, bizim vazifemiz de size hizmet etmek. Hoş geldiniz.”

Evini, ailesini, memleketini kaybetmek

Hoş gelmiştik. Hoş geldik ama aklımız hep Halep’te mahsur kalan kardeşlerimizde. Onların bir an önce sağ salim kurtulmaları için sınıra doğru yürüyoruz. Öyle bir yürüyüş ki bu, Suriye dağları yanı başımızda, 50 km ötemizdeki Halep için yorulmak bilmiyoruz. Birileri bizi duysun istiyoruz; bizi görsünler ve duysunlar ki Halep’in yalnız kalmadığını anlasınlar.

Ayak damarlarımın çekildiğini hissediyorum, ayaklarımın neredeyse su topladığını. Belki 15 km yürüdüğüm o gün, Avrupa içlerine doğru yürüyerek hayatlarını kurtarmaya çalışan mültecileri hatırlıyorum. Sanki yurdumu kaybetmişim. Evimi, memleketimi, gözümü açtığım toprakları. Türkiye’ye sığınan milyonları düşünüyorum, halen bombaların düştüğü şehirleri. Evlerini, ailelerini, memleketlerini; bir gün savaşın kapılarına dayandığını hiç tahmin edemeden her şeylerini kaybedenleri. Üstelik bu, bizim sınırlarımızdan sadece birkaç kilometre ötede oldu.

 

9.jpg

Halep’te tahliyelerin yapıldığı bölgedeydik. Otobüsten yeni inmiş ve hızlıca yeni elbiselerle giydirilmiş bir çocuk elindeki keke bakıp bakıp gülüyordu.

 3.jpg

Tahliye noktasında çok rastladığımız sahnelerden biri de kuş kafesi taşıyan çocuklardı. Kuşlarını geride bırakmayanların şehri olarak hatırlayacağız Halep’i.

4.jpg

Tahliyeler esnasında insanların ağlamasıyla çok sık karşılaştık. Katliamdan kurtulmanın sevinci mi, doğduğu şehri terk etmek zorunda kalmanın hüznü mü bu, bilinmez.

5.jpg6.jpg

İHH acil yardım ekipleri tahliye noktasında gelenleri karşılıyordu. Çocuklar korku dolu bakışlarıyla geliyor, az sonra yüzleri gülüyordu.

 

Acil gıdaya ihtiyacı olan Suriyeliler için bağış yapın

Zor durumdaki çocuklara acil çocuk paketi hediye edin

İhtiyaç sahibi mültecilere hijyen paketi gönderin

Kuşatmadan kurtulanlara çadır bağışlayın