
Bir köye su kuyusu açıldığında, kuyu sadece susuzluğu gidermiyor; bir kadının omzundaki yükü alıyor, bir annenin korkusunu bitiriyor. İHH’nın yan yana getirdiği su kuyusu, okul ve cami bu köyde tam anlamıyla hayatı yeniden başlatmış.
Burası Habibe’nin evi. Eşinin kardeşleriyle birlikte neredeyse 20 kişi aynı çatının altında yaşıyorlar. Geçinmek kolay değil; hep birlikte mısır, fıstık, fasulye ekiyorlar. Habibe de balık pişirip pazarda satarak katkıda bulunmaya çalışıyor. Ama su kuyusu açılmadan önce hayat çok daha zormuş.

"Karşı köydeki kuyuya gidiyorduk. Su alıp gelmek saatler sürüyordu. Sıra varsa daha da uzuyordu. En çok da çocuklarım için korkuyordum. Yolu geçmeleri tehlikeliydi, kazalar oluyordu. Kuyu açılınca hayatımız değişti. Gece bile canımız istese gidip su alabiliyoruz."
Kuyunun getirdiği bu huzur, en çok da çocukların yüzünü güldürmüş. Habibe'nin küçük kızı Havva henüz ikinci sınıfta. Sabah kalkıp ev işlerine yardım ediyor, evinin önündeki kuyudan suyunu alıyor ve saat 7’de neşeyle okulun yolunu tutuyor. Arkadaşlarıyla koşmayı, oyunlar oynamayı çok seven bu küçük kızın kocaman bir hayali var:
"Okulu çok seviyorum. Öğretmen olmak istiyorum."

Eskiden bu hayaller başka köylerin yollarında kaybolup gidiyordu. Köyde okul olmadığı için çocuklar dinlerini, kültürlerini bilmedikleri yabancı okullara gitmek zorundaydı. Üstelik bu okullar çok uzak olduğu için de yorgunluk katlanıyordu. Habibe, penceresinden görünen okula bakarak şükrediyor:
"Çocuklar mecburen en yakın okul olan Hristiyanların okuluna gidiyordu. Şimdi hemen dibimizde kendi okulumuz var."
Bugün bu köyde kuyudan akan su, okul bahçesindeki çocuk cıvıltıları ve camiden yükselen ses birbirine karışıyor. Bir kuyu, bir köyün kaderini işte böyle değiştiriyor; çocukları tehlikeli yollardan koruyor, annelerin geceleri rahat uyumasını sağlıyor ve Havva gibi binlerce çocuğun hayallerine can veriyor. Su, ulaştığı bu topraklara gerçekten de hayat veriyor.