Sıkı Pazarlık
20.09.2021

2021 Kurban çalışmaları için Mali’nin başkenti Bamako’dayız. Bayram namazını kılmak üzere, sabah namazının akabinde camiye doğru yola koyuluyoruz. Türkiye’den binlerce kilometre uzakta tıpkı Türkiye’de olduğu gibi Mali’de de bayramların, insanların aile ve akrabalarıyla en güzel zamanları olduğu gerçeğinin coğrafyaları aşan bir hakikat olduğuna şahitlik ediyorum.

Önümüzdeki camide tekbir ve dua seslerinin semaya yükseldiğine şahit oluyoruz. Biz de cemaatin arasına karışıp tekbirlere eşlik ediyoruz. Özellikle miniklerin yanımıza yaklaşarak safa durmaya çalışmalarına tebessümle eşlik ediyoruz. Kırsalın sevgi dolu gönülleri şirinlik peşinde...

Senou bölgesindeki mültecilerin yaşadığı kampa doğru yola koyuluyoruz. Mopti şehri ve çevre kırsaldaki çatışma ve baskılardan topraklarını terk etmek zorunda kalan köylülerle karşılaşıyoruz. Kırsaldan gelen insanların, uzun yıllardır emek verdikleri evlerini ve en önemlisi de aile, akraba ve dostlarını terk etmek zorunda kalan insanların yaşamlarını devam ettirmeye çalıştıkları çadırların hemen önündeyiz. Aileler, çok zor şartlarda hayatta kalma mücadelesi veriyor.

Ülke içerisindeki iç çatışma ve istikrarsızlık, sosyal yapıların harekete geçmesiyle iç dinamiklerin değişmesine sebebiyet veriyor. Yerel halk tüm bu zorlukların yaşandığı bölgelere bir de kendi sorunlarını götürdüğünde bölgedeki sorunlar katlanarak büyümeye devam ediyor.

Bayramın ilk gününü, ülkenin en zorlu yaşam şartlarına şahitlik ederek geçirmiş olmanın yorgunluğuyla tamamlıyoruz. Şimdi heybemize yüklediğimiz sorumlulukları muhasebe etme vakti! 

Kurban Bayramı’nın ikinci gününde yetim aile ziyaretleri için yola çıkıyoruz. Kesela bölgesinde bir yetim ailemizin evinin önüne yaklaşıyoruz. Yetim annemiz evinin önüne koyduğu tezgâhta sebze satışı gerçekleştiriyor. Küçük işletmesiyle birlikte hayatın zorluklarıyla mücadele ediyor. Gönüllü ekibimizle beraber, sıkı bir pazarlıkla bütün malzemelerini satın almaya karar veriyoruz. Satın aldığımız malzemelerin hepsini çevredeki komşularına hediye ediyoruz. Annemize, hayalindeki işletme ile ilgili bilgilendirmeyi yaptıktan sonra kendine sermaye olacak miktarı takdim ediyoruz. Annenin gülen gözlerinin içinde ticari olarak bir şeyler yapmanın, işlerini büyütmenin heyecanını görüyoruz. Annemizin heyecanını kelimelerle ifade etmek gerçekten çok zor… Her ailenin ayrı bir hikâyesi var. Her ailede zorluklar karşısında güçlü bir anne duruşu görüyoruz. 

oradaydik-rstbsr-det1.jpg

İstikametimizi Ashed Yetimhanesi olarak belirliyoruz. Yetimhanede özellikle 0 – 6 yaş aralığındaki çocukların sayısının yüksek olduğu bilgisine ulaşmıştık. Yeni doğmuş ikiz bebeklerin hikâyesi annelerinin ölümüyle yetimhaneden başlıyor. Bizi -şimdilik- uyuyarak karşılasalar da ilerleyen günlerde acıyı yüreklerinde hissetmeye başlayacaklar. 

Hatice anne, 95 yetime annelik yapmaya çalışıyor. Tüm zamanını yetimlerin hayata hazırlanması için feda etmiş durumda! Bir adanmışlık hikâyesine şahit oluyoruz. Bu yetimhanenin en küçük çocuklarından birisi iki aylık olan Fatma. Annesini doğum anında kaybetmiş. Fatma gibi 95 çocuğun bulunduğu merkezde 15 çocuk 0-6 yaş aralığında… Hepimizin yüreği kabarmış, hüzünlü gözlerle bu çocukların geleceği ile ilgili kaygılarımızı sözlü olmasa da hissi olarak paylaşmaya çalışıyoruz. Yetimhaneye hizmet eden çalışanlara bayram harçlığı takdim ediyoruz. Yetimhanenin bir süreliğine de olsa ayakta kalmaya devam edeceği bir miktarı da teslim ederek hüzünle girdiğimiz yerden bir küçük tebessümle ayrılıyoruz.

Kime dokunsak acı yüklü, keder yüklü dolaşıyor. Bizler de şahit olmanın sorumluluğunu heybemize koyarak ayrılacağız. Küçük yardımların ne kadar kıymetli olduğunu yeniden anlıyoruz. Lakin bu çocukları hayata hazırlamak gerçekten hepimizin insani olarak en önemli sorumluluklarından bir tanesi olsa gerek. Artık ikinci günü de tamamlayıp otele dönme zamanı.

“Bu sefer sıkı pazarlığı kendimizle yapıyoruz!”

Sabahın ilk ışıklarıyla yola koyuluyoruz. Bugün çok farklı bir projeye imza atacağız. Yetim annemize tahıl öğütme makinesi hediye edeceğiz. Hayatını büyük zorluklar içerisinde devam ettirmeye çalışan aileye bir umut ışığı yakmaya çalışacağız. Bu makineyle beraber ailenin istihdamına, çocukların eğitimine ciddi anlamda katkı sağlayacağız. Mahalle aralarından uzun bir yolculuğun ardından ara sokaklardan ailemizin evine ulaşıyoruz. Bayram havasında çocuklar, dans ediyorlar...

Çocukların güzel karşılamalarına, ellerimizdeki hediyelerle karşılık veriyoruz. Beraber fotoğraf çekiliyoruz. Bu güzel anları kadraj içerisinde muhafaza edeceğiz. Küçük bir hatıra anonsu almak üzere hazırlanıyoruz. Lakin bir sorun var. Bir değil iki değil tam altıncı denememde dahi ismini söyleyemediğim köyden ayrılarak yeni bir ümide doğru yola koyuluyoruz.

oradaydik-rstbsr-det2.jpg

Uzun bir yolculuktan sonra şehrin ara sokaklarından ilerliyoruz. Geldiğimiz köyde bir binanın altından başımızı eğerek ilerliyoruz. Sabah saatlerinde yağan yağmurun etkisiyle giriş çamur içinde kalmış. Zar zor yürümeye çalıştığımız alanda üç oda karşımıza çıkıyor. Üç odada 26 tane çocuk hayatını devam ettirmeye çalışıyor. Tüm zeminin çamurla kaplandığı evde duygularımızı ifade etmek için kelimeler kifayetsiz kalıyor. Tüm bu şahitlikleri nasıl anlatabilir bir insan? Ailenin durumunu hep beraber dinliyoruz, dinledikçe olayların içerisinde kayboluyoruz. Hikâye o kadar uzun ki Allah’a dua ederek, duygularımıza sahip çıkmaya çalışıyoruz.

Elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. “Bir umut ışığı yakabilir miyiz?” diye yolculuğa devam ederken aklımız hâlâ bir önceki ailede, bir önceki hikâyede takılı kalıyor. O yüzden ne kadar yol gittiğimizi fark edemiyoruz bile.

Bayram günlerinde kendilerini ziyaret ederek hem bayramlarını tebrik edip hem de bayramlık hediyelerini takdim etmekle her ziyaret edilen aileye birçok sevinci bir arada yaşatmaya gayret ediyoruz. Bizleri birer paket eti vesile kılarak bu topraklara taşıyan niyetimiz, kurbanla yeniden hatırlanan mahzun ve mazlum yüreklerin gündemini önümüze getiriyor. Akşam saatlerinde otele dönmek üzere yola koyuluyoruz.

Dönüş yolunda aracımızda derin bir sessizlik var. Her birimiz, tefekkür halindeyiz! Neyle geldik? Neyle döneceğiz? Bin dertle geldik, bir dertle dönüyoruz… Hepimizin ortak duygusu olarak dilimizden dökülüyor. Arkadaşlar belki de hayat böyle bir şey! Bütün dertlerimizi alıp gidiyoruz. Lakin yaşanan binlerce derde şahit olunca bir kaygıyı, bir derdi alıp dönüyoruz.

Mahzun ve mazlumların dertleriyle dertlenme duasıyla!

Reşat Başer, 2021, Mali