
Türkiye, Arnavutluk, Kosova ve Kuzey Makedonya’dan akademisyenler, araştırmacılar, dinî liderler, sivil toplum temsilcileri ve gazeteciler Arnavutluk’un başkenti Tiran’da bir araya geldi. İNSAMER tarafından düzenlenen forumda Bektaşiliğin Balkanlar’daki tarihsel serüveni, bugünkü durumu ve geleceği kapsamlı bir şekilde ele alındı. Düzenlenen toplantıda Bektaşiliğin Anadolu’dan Balkanlar’a uzanan tarihî yolculuğu, bölgenin dinî ve kültürel dokusundaki yeri ve tekkelerin eğitim ile kültür hayatına katkıları değerlendirildi. Alevi-Bektaşi mirasının gelecek kuşaklara aktarılması ve bölgedeki topluluklar arasında kurumsal iş birliğinin geliştirilmesi de gündemin diğer başlıkları arasında yer aldı.

Foruma İNSAMER Başkanı Dr. Durmuş Aydın, İHH Mütevelli Heyeti Üyesi Osman Atalay, İNSAMER Araştırmacısı Riad Domazeti, İHH Balkan İlişkileri Sorumlusu Mariglen Shehi, Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan, Tahtacı Kültür Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Yolcu Bilginç, Oda TV Haber Müdürü Mustafa İlker Yücel, Arnavutluk Halveti Tarikatı Lideri Şeyh Hysen Ali Hormova, hukukçu ve analist Marlind Laçi, Osmanolog ve tarihçi Behar Kaçeli, gazeteci Basir Çollaku, akademisyenler Enis Sulstarova ve Fredinant Hasmuça, din adamı ve analist Justinian Topulli, tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. Shyqyri Hysi, Kalkandelen Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman Baki, akademisyen Dr. Ajni Sinani ile ilahiyatçı Lutfi Ballek katıldı.
“Bektaşi Devleti” projesi masaya yatırıldı
Forumun en çok gündem olan konusu, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama’nın 2024 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kürsüsünden duyurduğu proje oldu. Proje, Tiran’da Vatikan benzeri egemen bir Bektaşi yapısı, yani bir mikro devlet kurulmasını öngörüyor. Katılımcılar, bu girişimin Arnavutluk’taki Müslümanlar, diğer dinî gruplar ve Balkanlar’daki Alevi-Bektaşi toplulukları üzerinde doğurabileceği muhtemel sonuçları tüm boyutlarıyla tartıştı.
“Bu tür adımlar toplumsal barışı riske atabilir”
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Osman Atalay, ülke içinde bağımsız bir “mikro Bektaşi devleti” oluşturulması düşüncesinin Ortodoks, Katolik ve Sünni çevrelerde şaşkınlık ve kaygıyla karşılandığını ifade etti. Atalay, çok dinli ve çok kültürlü bir yapıya sahip Arnavutluk’ta bu tür adımların toplumsal barış ve birlik açısından risk barındırabileceğini söyledi.
Tekkelerin eğitim ve kültür hayatındaki yeri vurgulandı
Hacı Bektaş Veli’den Dünya Bektaşi Merkezi’ni yöneten Dede Reşat Bardhi’ye uzanan tarihî süreçte Bektaşiliğin İslam değerlerinin taşınmasında büyük rol üstlendiğini belirten Arnavutluk Halveti Tarikatı Lideri Şeyh Hysen Ali Hormova; Osmanlı ve Kral Zog dönemlerinde tekkelerin sadece dinî mekânlar değil, aynı zamanda birer eğitim ve kültür yuvası olduğunu vurguladı.
“Tarih bir tecrübedir”
Osmanlı’nın son döneminde de benzer bir Bektaşi devleti fikrinin gündeme geldiğini, ancak daha sonra bundan vazgeçildiğini hatırlatan Kalkandelen Devlet Üniversitesi Doğu Dilleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Süleyman Baki, şu değerlendirmeyi yaptı: “Tarih bir tecrübedir. Bu tecrübeden yararlanmak gerekiyor. Buna dikkat etmek gerekiyor. Bir coğrafyanın kaderiyle oynamamak gerekiyor, kanaatindeyim.”
Forumda konuşan Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri Ali Rıza Özkan ise Alevilik ve Bektaşiliğin 13. yüzyılda Anadolu’da şekillenen İslam içi bir dinî akım olduğunu ifade etti.
Alternatif öneri: Balkan Bektaşi Meclisi
Forumda Bektaşiliğin güncel siyasi tartışmaların ötesinde, tarihsel ve sosyo-kültürel boyutuyla ele alınması gerektiği ifade edildi. Akademik araştırmaların artırılması, tekkelerin korunması, kültürün genç nesillere aktarılması ve bölge ülkeleri arasında kalıcı iletişim ağlarının kurulması ana hedefler olarak belirlendi.
Forumda genel kabul gören anlayış, Bektaşiliğin tarihî ve özgün kimliğinin korunması ve bölgedeki topluluklar arasında daha güçlü, sivil bir iletişim ağının inşa edilmesi yönünde oldu. Bu doğrultuda katılımcılar tarafından sunulan sivil nitelikteki “Balkan Bektaşi Meclisi” fikri, devletleşme projesine karşı yapıcı ve birleştirici bir alternatif olarak öne çıktı.
Forumda sunulan tebliğlerin 15 gün sonra rapor halinde kamuoyuyla paylaşılması kararlaştırıldı.