İHH İnsani Yardım Vakfı
İsrail’in NATO vetosunu kaldırmak kabul edilemez
NATO, Siyonist İsrail rejimi ile bağlarını bir adım daha artırarak Brüksel’deki genel merkezde daimi ofis açmasını kabul etti. Bu kararda, Türkiye’nin İsrail'e yönelik vetosunu kaldırmış olması en önemli kırılma noktası oldu.
10.05.2016

NATO, Siyonist İsrail rejimi ile bağlarını bir adım daha artırarak Brüksel’deki genel merkezde daimi ofis açmasını kabul etti. Bu kararda, Türkiye’nin İsrail'e yönelik vetosunu kaldırmış olması en önemli kırılma noktası oldu. NATO’nun 1994 yılından beri sürdürdüğü Akdeniz Diyaloğu Forumu üyelerinin tamamı için geçerli olan bu kararla, Ürdün, Katar, Bahreyn gibi Arap ülkelerinin de benzer statü alması, NATO’nun “Siyonist rejim yanlısı bir kuruluş” gibi görünmekten kaçınma adımı olarak yorumlandı.

28 ülkeden oluşan NATO'da üyeliği olmayan İsrail'e genel merkezde daimi bir ofis verilmesi Siyonist rejim tarafından sevinçle karşılanırken, Binyamin Netanyahu’nun "Dünya ülkeleri; teknolojik altyapımız, istihbarat servisimiz ve diğer nedenlerle terörle mücadelede bizimle işbirliği yapmak istiyor" ifadeleri, İsrail ofisinin basit bir temsilin ötesinde yoğun bir işbirliğinin başlangıcı olacağını ima ediyor. Bunun da ötesinde İsrail’in NATO koruma şemsiyesinin doğrudan içine alınması, Filistinlilere karşı yürüttüğü soykırım siyasetinin NATO gözetiminde daha meşru (!) görülmesi ile sonuçlanabilir.

İsrail ile NATO arasındaki ortaklık bir yana, bu gelişmede Türkiye’nin oynadığı rol büyük bir hayal kırıklığı olarak görülüyor. Türkiye, 2010 yılında yaşanan Mavi Marmara saldırısının ardından İsrail'in NATO ile ilişkilerini sürekli veto etmiş, Akdeniz'deki NATO tatbikatlarına katılmasını önlemiş ve her türlü askeri işbirliğini sona erdirmişti. Gizli görüşmelerin başlaması ardından 2012'de vetosunu kısmen geri çeken Türkiye, İsrail'in OECD'ye (Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü) girişinde de veto hakkını da kullanmamıştı.

NATO’nun bölge politikaları bir yana, Mavi Marmara saldırısının hesabı henüz ödenmemiş, katiller cezasını bulmamış, Gazze’ye uygulanan abluka ve saldırılar halen devam ederken Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerini normalleştirmek için gereksiz bir heves içindeymiş gibi görünmesi kamuoyunca şaşkınlıkla karşılanmaktadır. Filistin’e yönelik saldırıların hız kesmeden sürdüğü bir dönemde gelen bu jest ile, Mavi Marmara mağdurlarının hukuki mücadelesi sonucunda elde ettiği moral, hukuki ve siyasi üstünlüğü elinde bulunduran Türkiye’nin, bu üstünlüğü kullanmak yerine İsrail’e jestler yaparak pazarlıkları yürütmesi, şimdiden sıkıntılı bir dönemi işaret etmektedir.

Dışişleri Bürokrasisinin bu adımları, Soğuk Savaş döneminde dahi hükümetlerin ısrarla korumaya özen gösterdiği Arap-İsrail dengesini değiştirecek bir hamle ile sonuçlanabilir. Zira, 1967’den itibaren tüm Arap-İsrail savaşlarında Arap cephesinin yanında duran ve İsrail ile ilişkileri en alt düzeye çeken Türkiye’nin, Ortadoğu’daki karışıklıklar göz önüne alındığında bugün İsrail lehine kullanılabilecek bir oluşumda rol alması tarihi bir hata olarak görülmektedir.

Tüm İslam dünyasının gıpta ile gözünü diktiği Türkiye’nin İsrail karşısında alacağı her tutum, sadece kendi halkını değil tüm küresel anti-siyonist mücadeleyi etkilemektedir. Bu nedenle NATO ofisi konusunda İsrail’in uluslararası meşruiyet arayışlarına hizmet edecek her adımı reddediyor, bu kararın alınmasında etki ve yetkisi olanları bundan sonra daha sorumlu hareket etmeye davet ediyoruz.

İlgili haberler
Tümünü gör
STK’lar Filistin ve Mavi Marmara konulu panel düzenledi
STK’lar Filistin ve Mavi Marmara konulu panel düzenledi
STK’lar tarafından İstanbul Üniversitesi’nde “Uluslararası Hukuk Bağlamında Filistin Meselesi ve Mavi Marmara” başlıklı panel düzenlendi.
11.05.2022
Ayrımcılığa dur diyelim!
Ayrımcılığa dur diyelim!
Son günlerde mültecilere ve göçmenlere yönelik artan ırkçı ve ayrımcı söylemlere karşı İHH İnsani Yardım Vakfı ve Uluslararası Mülteci Hakları Derneği tarafından ortak kamuoyu duyurusu yayınlandı.
Mülteci
09.05.2022
“Mülteci meselesi siyasi değil insani bir meseledir”
“Mülteci meselesi siyasi değil insani bir meseledir”
Sivil Toplum Kuruluşları, mültecilerin ülkelerine dönmelerine yönelik artan siyasi söylemler ve bazı kesimlerce sürdürülen ırkçı yaklaşımlara ilişkin İHH Genel Merkezi’nde basın açıklaması yaptı.
Mülteci
28.04.2022